Vebanın Avrupa Üzerindeki Etkileri

makale

Joshua J. Mark
Yazar: , Tercüme Eden: Rabia Karaoğlu
tarihinde yayınlandı 16 Nisan 2020
X
translations icon
Diğer dillerde mevcuttur: İngilizce, İtalyan, Fransızca, Yunan, İspanyolca

1347-1352 yılları arasında Avrupa'da Kara Ölüm olarak da bilinen veba salgını, Orta Çağ Avrupa dünyasını tamamen değiştirdi. Nüfusun ciddi bir şekilde azalması, o zamanın sosyo-ekonomik feodal yapısını altüst ederek insanların hayatını her yönden etkiledi. Salgın boyutunda olan bu hastalık Orta Çağ yaşamının bir parçasıydı öyle ki daha önce vebaya eş değer bir salgın yaşanmamıştı bundan dolayı insanların daha önce alışmış olduğu yaşama devam etmelerinin artık hiçbir yolu yoktu. Veba, Avrupa yaşamının temel paradigmasını aşağıdaki alanlarda değiştirdi:

  • Sosyo-Ekonomik
  • Tıbbi Bilgi ve Uygulama
  • Dini İnanç ve Uygulama
  • Zulüm ve Göç
  • Kadın Hakları
  • Sanat & Mimari Yapı

Vebadan önce, feodal sistem nüfusu katı bir şekilde; en üstte kralın, ardından soyluların ve zengin tüccarların, en altta ise köylülerin (esir ve kölelerin) olduğu bir kast sistemine ayırmıştı. Tıp bilgisi ise geçmiş dönemin doktorlarına güvenen doktorlarca sorgusuz sualsiz kabul edilmişti ve Katolik Kilisesi, manevi konularda daha da yüksek bir otorite olarak kabul edilmişti. Kadınlar büyük ölçüde ikinci sınıf vatandaş olarak kabul ediliyordu. Zamanın sanat ve mimarisi, insanların dua ve yakarışlarına cevap veren merhametli bir Tanrı'ya olan inancını yansıtıyordu.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Triumph of Death, Fresco
Ölümün Zaferi, Fresco
Maestro del Trionfo della Morte (Public Domain)
O zamanlar hayat hiç de kolay değildi ancak insanlar dünyanın nasıl işlediğini ve bu dünyada nasıl yaşanacağını biliyorlardı ya da bildiklerini sanıyorlardı; öyle ki veba tüm bunları değiştirecek, Protestan Reformu ve Rönesans gibi hareketlerde ifadesini bulan yeni bir anlayış başlayacaktı.

Vebanın Gelişi, Yayılması ve Etkisi

ÖLÜ SAYISI O KADAR HIZLI ARTIYORDU Kİ AVRUPA HALKININ NELER OLUP BİTTİĞİNİ VE DURUM HAKKINDA NE YAPMALARI GEREKTİĞİNİ KAVRAMAYA ZAMANI BİLE YETMİYORDU.

Veba büyük olasılıkla İpek Yolu olarak bilinen ticaret yollarıyla karadan ve denizaşırı gemilerle Doğu'dan Avrupa'ya gelmişti. Hıyarcıklı, septisemik ve pnömonik veba (muhtemelen bir kıran türü) kombinasyonu olan Kara Ölüm en aşağı 1322 yılında doğuda hız kazanmıştı. 1343'te ise kara ölüm, Karadeniz'de İtalyanların elindeki Caffa (günümüzde Kırım'da bulunan Feodosya) kentini kuşatan Han Djanibek (1342-1357) komutasındaki Moğol Altın Orda birliklerine bulaştı.

Reklamları Kaldır

Advertisement

Askerleri vebadan öldüğünde ise Djanibek cesetleri şehrin duvarlarına fırlatarak çürüyen bu cesetlerle temasa geçen Kefe halkına bulaşmasına yol açtı. Zamanla, şehrin sakinlerinin bir kısmı şehirden gemiyle önce Sicilya limanlarına, ardından Marsilya'ya kaçtı ve böylelikle veba iç bölgelere yayıldı. Enfekte olanlar genellikle semptomların ortaya çıkmasından sonraki üç gün içinde öldü ve ölü sayısı o kadar hızlı arttı ki, Avrupa halkının neler olup bittiğini ve durum hakkında ne yapmaları gereketiğini anlamaya zamanı bile olamıyordu. Tarihçi Norman F. Cantor şöyle yorumluyor:

Veba şehirlerde kırsal kesimlerde olduğundan çok daha şiddetliydi ancak psikolojik etkisi toplumun tüm alanlarına nüfuz etti. Köylü ya da soylu fark etmeksizin hiç kimse hastalıktan yana güvende değildi; bir kez vebaya yakalanıldığında, korkunç ve acı verici bir ölüm muhtemel sondu. Ürkmüş aileleri yahut arkadaşları tarafından terk edilen ölüler ve ölmek üzere olan insanlar sokaklarda yatmaktaydı. (Civilization, 482)

Veba salgını son hızıyla yayılmaya devam ederken yayılmasının önüne geçmek ve hastalığın bulaştığı insanları iyileştirmek uğruna yapılan tüm çabalar başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Günlük hayatta yaşam koşulları üst tabakalara nazaran daha yakın bir ilişki içinde olması dolayısıyla hastalığa açık olan bu köylü kesimin ölümleri Feodalizmin sosyal sisteminin çökmeye başlamasına yol açtı ve insanlar daha önce bel bağladıkları kuruluşlara olan inancını artık yitiriyordu.

Reklamları Kaldır

Advertisement

The Triumph of Death
Ölümün Zaferi
Museo del Prado (Public Domain)
Veba kiliselerden, manastırlardan sığınak ve yardım talep eden alt sınıflar arasında ve oradan da din adamlarına, din adamlarından da soylulara yayıldı. 1352'de hastalık devam ediyor, milyonlarca insan hayatını kaybediyordu. Cantor'un da belirttiği gibi, "gelişmekte olan birçok şehir bir süreliğine hayalet kasabalar haline geldi" (Civilization, 482) ve Avrupa'nın sosyal yapısı manzaranın çoğu kadar tanınmaz haldeydi ayrıca hasat edecek kimse olmadığından ekinler tarlalarda çürümekteydi.

Sosyo-Ekonomik Etkileri

Vebadan önce kralın, soylularına tahsis ettiği tüm topraklara sahip olduğuna inanılıyordu. Soylular, krala belirli bir yüzde ödeyerek kâr getiren bu arazilerde köylüleri çalıştırırdı. Köylüler, kendi yetiştirdikleri yiyecekler ve yine kendi giderdikleri barınma ihtiyacı haricinde emekleri adına hiçbir şey elde edemezlerdi. Tüm topraklar kralın olduğu için çevresine; akrabalarına ve kendisine hizmet etmiş olan diğer soylulara hediye etmekte özgürdü bu nedenle 1347'ye kadar mevcut her toprak parçası bu mal sahiplerinin rehberliğinde köylüler tarafından ekilmekteydi.

Avrupa o sıralarda aşırı nüfusluydu ve bu nedenle toprakta çalışacak köylü sıkıntısı yoktu öyle ki bu köylülerin, yürümeye başladıkları andan ölümlerine kadar özünde bir tür kölelik olan bu çalışmayı sürdürmekten başka çareleri yoktu. Feodal sistemde yukarı dönük bir hareketlilik yoktu böylece bir köylü, kendisinin ve ailesinin nesilden nesile çalıştığı toprağa bağlıydı.

Reklamları Kaldır

Advertisement

March, Les Très Riches Heures
March, Les Tres Riches Heures
Limbourg Brothers (Public Domain)
Ancak veba devam ederken, nüfusun azalması işgücünü büyük ölçüde azalttı ve köylülerin emeği aniden önemli ve giderek daha nadir görülen bir kazanç haline geldi. Bir mülkün efendisi köylülerinin emeği olmadan kendisine, ailesine bakamaz krala ya da kiliseye ondalık vergi ödeyemezdi ve bu kadar çok kişi kaybı hayatta kalanların artık maaş ödeme ve daha iyi bir muamele için söz sahibi olabileceği anlamına geliyordu. En alt sınıftakilerin yaşam tarzı, daha iyi yaşam koşulları ve kıyafetlerin yanı sıra lüks eşyaları da almaya gücleri yettiği için büyük ölçüde gelişmişti.

Veba dönemi geçtikten sonra, alt sınıfların statülerini unuttuklarından endişelenen üst sınıf, köylülerin bu iyileşmiş hallerine karşı çıktı. Seçkinler, artık eski bez parçaları ve battaniyelerinden daha güzel giyinmeyi göze alabilen yoksullardan uzaklaşmak için daha abartılı giysiler ve aksesuarlara rağbet ettikçe moda çarpıcı biçimde değişti. Zenginlerin köylüleri eski hallerine geri döndürme çabaları, 1358'de Fransa'daki Köylü İsyanı, 1378'de Lonca İsyanı, 1381'de Londra'nın ünlü Köylü İsyanı gibi ayaklanmalarla sonuçlandı. Ancak artık geriye dönüş yoktu ve seçkinlerin çabaları boşunaydı. Sınıf mücadelesi devam edecekti ancak feodal sistemin otoritesi parçalanmıştı.

Tıbbi Bilgi ve Uygulama Üzerindeki

Etkisi

Otoriteye meydan okuma, kabul gören tıbbi bilgi ve uygulamayı da etkiledi. Doktorlar tıbbi bilgilerini öncelikle Roma doktoru Galen'in (M.Ö. 130-210) yanı sıra Hipokrat (M.Ö. 460 - M.Ö. 370) ve Aristoteles'in (M.Ö. 384-322) çalışmalarına dayandırdılar, ancak bu eserlerin çoğu yalnızca Arapça nüshalardan yapılan çevirilerde ve çoğu zaman yetersiz olanlarda mevcuttu. Durum böyle de olsa sahip oldukları eserler en iyi şekilde kullanıldı. Jeffrey Singman şöyle değerlendiriyor:

Reklamları Kaldır

Advertisement

Ortaçağ bilimi ilkel olmaktan uzaktı; öyle ki M.Ö. ilk binyıldan beri kuramcıların birikmiş yazılarına dayanan oldukça karmaşık bir sistemdi. Ortaçağ biliminin zayıflığı ise kabul edilen yazarların otoritesini vurgulayan teorik ve kitabi yönelimiydi. Bilim insanının [ve doktorun] görevi, teorilerini riayet edilen gerçeklere karşı test etmek yerine, bu eski yetkileri değerlendirmek ve bağdaştırmaktı. (62)

Doktorlar ve diğer tıbbi görevliler, geleneksel bilgilerini kullanarak veba kurbanlarını tedavi etmeye çalışırken insanlar endişe verici bir şekilde ölüyordu ayrıca reçeteledikleri hiçbir şey hastalar için işe yaramıyordu. 1349 gibi erken bir tarihte, insanların vebadan kurtuldukları veya görünürde sebepsiz yere öldükleri anlaşıldı. Bir hastayı sağlığına kavuşturan tedavi, bir diğer hastada işe yaramıyordu.

Franciscan Monks Treat Victims of Leprosy
Fransisken Rahipleri Cüzzam Kurbanlarını Tedavi Ediyor
Unknown Author (Public Domain)

Vebadan sonra ise doktorlar, geçmişe dayanan bilgilerin mevcut koşullara uyarlamadan geçerli görme durumunu sorgulamaya başladılar. Joseph A. Legan şöyle yazıyor:

Tıp ilk veba salgınından sonra nesiller boyunca yavaş yavaş değişmeye başladı. Önde gelen birçok tıbbi teorisyen, disiplini yeni fikirlere açan vebada hayatını kaybetti. Değişimin ikinci nedeni üniversite tıbbının başarısız olmasıydı, insanlar daha pratik cerrahlara yönelmeye başlamıştı... Cerrahinin ortaya çıkmasıyla birlikte, hem hastalıkta hem de sağlıkta insan vücudunun doğrudan çalışmasına daha fazla önem verildi. Halktan yetkili kişilerin desteğiyle veba öncesi Avrupa'da nadiren gerçekleştirilen anatomik araştırmaların ve diseksiyonların daha acil bir şekilde izi sürüldü. (53)

Daha önce Latince'de tıbbi tezler yazan veya tercüme eden pek çok yazar ve teorisyenin ölümü, ana dilde yeni eserlerin yazılmasına neden oldu. Bu durumsa sıradan insanların tıbbi bilginin tabanını genişleten tıbbi metinleri okumasına yol açtı. Dahası, hastaneler günümüzdekilere daha çok benzeyen kurumlara dönüştü. Daha önce hastaneler sadece hasta insanları izole etmek için kullanılırken; vebadan sonra çok daha temizlik ve hasta bakımına özen gösteren tedavi merkezleri haline geldi.

Dini Tutumda Değişiklik

DİN ADAMLARININ ABARTILI YAŞAM TARZI VE VEBADAN ARTAN ÖLÜMLER, KİLİSENİN VİZYONUNA VE OTORİTESİNE KARŞI GENİŞ ÇAPTA BİR GÜVENSİZLİĞE YOL AÇTI.

Bununla birlikte, veba dolayısıyla otoritelerine meydan okunanlar sadece doktorlar ve teorisyenler değildi. Din adamları da aynı tür bir incelemeye tabi tutuldu ve yapabileceklerini iddia ettikleri hizmetleri yerine getirme konusunda büyük bir şüphe uyandırdılar. Rahipler, keşişler ve rahibeler herkes gibi kolay bir şekilde ölüyordu; bazı şehirlerde dini törenler bu törenleri yönetecek yetkililer olmadığı için durma noktasına gelmişti ve dahası insanların korunmak için satın aldıkları tılsımlar ve muskalar, katıldıkları ayinler, kutsal ruhun ortaya çıkma törenleri, dualar ve oruçlar, vebanın yayılmasını engellemek için bir işe yaramazken bazı durumlarda vebanın yayılmasına ortam hazırladı.

Tövbekar grupların şehir şehir dolaşarak günahlarının kefaretini ödemek için kendilerini kırbaçladıkları Kırbaç Hareketi Avusturya'da başlayıp Almanya ve Fransa'da hız kazandı. Dini eğitimi çok az olan veya hiç olmayan ve kendi kendini Efendi ilan eden bu gruplar, yalnızca vebanın yayılmasına zemin hazırlamakla kalmadı, aynı zamanda Yahudiler gibi marjinal gruplara saldırma konusunda direnerek toplulukların parçalanmasına yol açtı.

The Flagellants
Kendini Kırbaçlayanlar
Pieter van Laer (Public Domain)
Vebanın nedenini kimse bilmediğinden, doğaüstü (sözde Yahudi büyüsü gibi) ve özellikle Tanrı'nın insanların işledikleri günah üzerindeki öfkesine atfedildi. Vebadan ölenler, kendi inanç eksikliklerinden şüpheleniyorlardı hal böyleyken onları suçlu bulan din adamlarının aynı hastalıktan aynı şekilde öldükleri apaçık ortadaydı. Kilise içindeki skandallar ve birçok din adamının abartılı yaşam tarzı, vebadan artan ölümlerle birleşerek Kilise'nin vizyonuna ve otoritesine karşı yaygın bir güvensizlik yarattı.

Artan Zulüm Ve Göç

İnsanların veba karşısındaki çaresizliklerinden dolayı duydukları hayal kırıklığı, Avrupa çapında şiddetli zulümlere yol açtı. Kırbaç Hareketi tek zulüm kaynağı değildi, bunun dışında barışsever vatandaşlar; Yahudiler, Romanlar, cüzzamlılar yahut diğer insanlardan oluşan topluluklara saldırmaya her an hazır durumdaydı. Ayrıca İncil'deki Havva ve insanın düşüşüyle olan ilişkilerinden ve günahı teşvik ettikleri inancından dolayı kadınlar kötü davranışlara maruz kalıyordu.

Bununla birlikte, en yaygın hedef uzun zamandır Hıristiyan düşmanlığı konusunda ayrı tutulan Yahudilerdi. Hristiyanlarda, Yahudilerin İsa Katili olması görüşü, Hristiyan çocukları öldürüp kanlarını kutsal olmayan ayinlerde kullandıkları, bu kanın Yahudiler tarafından genellikle bir kasabanın etrafındaki tarlalara döküldüğü ve Yahudilerin mümkün olduğu kadar çok Hıristiyanı öldürme umuduyla düzenli olarak kuyuları zehirledikleri iddiasını içeren geniş bir batıl inanç grubunu tetikledi.

Persecution of Jews during the Black Death
Veba Sürecinde Yahudilere Zulüm
Unknown artist (Public Domain)

Papa Clement VI (1291-1352) tarafından Yahudileri temize çıkaran ve Hıristiyan saldırılarını kınayan bir bildiriye rağmen, Yahudi toplulukları Almanya, Avusturya ve Fransa'da tamamen yok edildi. Büyük Yahudi göçleriyle bu katliamlardan kaçan birçok insan en sonunda Polonya ve Doğu Avrupa'ya yerleşti.

Kadın Hakları

Kadınlar ise vebadan sonra daha yüksek bir statüye sahip oldular. Salgından önce, kadınların çok az hakka sahip olduğu biliniyordy. Eileen Power şöyle yazıyor:

Kadınlarla ilgili tipik ortaçağ fikirlerini ele alırken, sadece fikirlerin ne olduğunu değil, aynı zamanda bu fikirlerin hangi kaynaklarda belirdiğini de bilmek önemlidir…Orta Çağ'ın başlarında, kadınlar hakkında çağdaş görüş olarak kabul edilen şey iki kaynakta yer alır- Kilise ve aristokrasi. (9)

Ne ortaçağ Kilisesi ne de aristokrasi, kadınlara saygı gösteriyordu. Alt sınıfların kadınları fırıncı, sütçü, kadın barmen, dokumacı ve tabii ki aileleriyle birlikte efendisinin arazisinde işçi olarak çalışabilirdi ancak kendi kaderlerine karar verme konusunda hiçbir söz hakkına sahip olamazdı. Bir kızın kiminle evleneceğine babası değil, efendisi karar verecek ve kadın efendiye tabi olan babasının doğrudan kontrolü altından çıkıp, eşit derecede tabi olan kocasının kontrolüne geçecekti.

Medieval Women
Orta Çağ Kadınları
Stuart (CC BY-NC-ND)
Kadınların statüsü, onları İsa Mesih'in annesiyle ilişkilendiren Meryem Ana Kültü'nün popülaritesi sayesinde bir miktar düzelmişti ancak Kilise, dünyaya günahı taşıyan Havva'nın kızları olarak kadınların doğuştan gelen günahkârlığını sürekli olarak vurgulardı.

Pek çok erkeğin öldüğü veba salgınından sonra, kadınların kendi topraklarına sahip olmalarına, daha önce kocaları veya oğulları tarafından yürütülen işleri ilerletmelerine ve bir eş seçme konusunda daha fazla özgürlüğe sahip olmalarına izin verildi. Öyle ki kadınlar loncalara katılırlardı, gemicilik ve tekstil işlerini yürütürlerdi ve tavernalara, tarım arazilerine sahip olabilirlerdi. Bu hakların birçoğu daha sonra aristokrasi ve Kilise eski hükmünü sağlamaya çalıştıkça azalacak olsa da kadınlar vebadan sonra eskisinden daha iyi durumda olacaktı.

Sanat & Mimarlık

Veba ayrıca orta çağ sanatını ve mimarisini de önemli ölçüde etkiledi. Sanatsal parçalar (resimler, tahta baskılar, heykeller vb.) eskisinden daha gerçekçi olmaya meyillendirilmişti ve neredeyse tekdüze bir şekilde ölüme odaklıydı. Anna Louise DesOrmeaux şu şekilde yorumluyor:

Bazı veba sanatları, vebanın ölümcüllüğünden ya da orta çağın veba yüzünden artmış büyü bilinirliliğinden doğrudan etkilenmiş korkunç görüntüler içermektedir. Bazıları ise vebanın kurbanlarda uyandırdığı korkuya verilen psikososyal tepkileri belgelemektedir. Diğer veba sanatları ise, insanlara umut vermek amacıyla dine güvenmelerine doğrudan karşılık veren bir konudur. (29)

En ünlü motif ise yaşamın her kesiminden insanların onunla birlikte geleceğini iddia eden ve ölümün alegorik bir temsili olan Ölüm Dansıydı (Danse Macabre olarak da bilinir). DesOrmeaux'nun belirttiği gibi veba sonrası sanat vebaya doğrudan atıfta bulunmadı, ancak bir parçayı inceleyen herkes sembolizmi anlayacaktı. Bu, vebadan önce ölüme ilişkin hiçbir ima olmadığı anlamına gelmez ancak bu imalar daha sonra çok daha belirgin hale gelmişti.

Danse Macabre in St. Mary's Church, Beram
St. Mary Kilisesi'nde Danse Macabre, Beram
Toffel (GNU FDL)

Cantor'un belirttiği gibi mimari de benzer şekilde etkilendi:

İngiltere'de, mimari tarzda Kara Ölüm'e atfedilebilecek paralel bir şekilde artan masraftan kaçınma, özenle hazırlanmış heykeller ve cam içeren Fransız Gotik'in dekore edilmiş versiyonundan, yapıların ve ücra yerlerin daha keskin biçimleriyle, süslenmişten daha çok az gösterişli; yuvarlak, köhne ve dikey olarak adlandırılan daha yedek bir stile geçiş söz konusuydu. Ağır savaş vergileri, dekorasyona harcanacak kısıtlı sermaye, işgücü kıtlığı, daha yüksek köylü maaşları ve arazi gelirlerinin azalması nedeniyle sebep ekonomik de olabilirdi. (Wake, 209)

Köylüler artık daha yüksek ücret talep edebildikleri için, vebadan önce devreye alınan ayrıntılı yapı projeleri artık o kadar kolay karşılanamazdı ve bu da daha sade ve uygun maliyetli yapılarla sonuçlanmıştı. Bununla birlikte bilim insanları, veba sonrası mimarinin, zamanın yaygın karamsarlığı, günah ve ölümle meşgul olma ile açıkça dolu olduğunu belirtmişlerdir.

Sonuç

Ancak veba sonrası mimariyi etkileyen yalnızca köylü sınıfının talep ettiği yüksek ücretler ya da ölümlerden ötürü duyulan endişeler değil, ekonomik durgunluğa yol açan tarımsal üretim ve nüfusun azalması nedeniyle talepteki büyük azalma oldu. Tarlalar ekilmemiş bir halde bırakıldı, mahsullerin çürümesine izin verildi, aynı zamanda ülkeler, eski ticaret ortaklarının yanı sıra ekonomilerini de kötüleştiren vebanın yayılmasını kontrol altına almak için ithalatı ciddi şekilde sınırlandırdı.

Kişilerin yenemeyeceği, geleceğini göremediği ve bundan kaçamayacağı yaygın ölüm korkusu o zamanlar Avrupa nüfusunu şaşkına çevirdi. Öyle ki, bu durum insanların bir yolunu bulup iyileştiklerinde, daha önce nasıl yaşadıklarını ve sahip oldukları değerleri yeniden gözden geçirmesine sebep oldu. Başlangıçta çok az değişiklik olmasına rağmen 15. yüzyılın ortalarında - yalnızca yüz yıl önce hayal bile edilemeyen - radikal değişiklikler, özellikle Protestan Reformu, büyük ölçekli tahıl çiftçiliğinden hayvancılığa tarımsal geçiş, kentsel ve kırsal emekçiler için ücret artışı ve Rönesans ile ilişkili birçok ilerlemeler meydana geldi.

Veba salgınları, 14. yüzyıldaki Kara Ölüm salgınından çok daha sonra da devam edecekti ancak hiçbiri aynı psikolojik etkiye sahip olmayacak ve mevcut alınan bilgi paradigmasının tamamen yeniden değerlendirilmesi ile sonuçlanamayacaktı. Diğer bölgelerin yanısıra Avrupa, Kara Veba'ya karşı koyma konusunda ister dini ister dindışı olsun geçmişin izlerini taşıyan geleneklere dayandırdı ve bu yolda başarısız olunduğunda ise dünyayı anlamak için yeni modeller yaratmak zorunda kalınıldı.

Çevirmen Hakkında

Rabia Karaoğlu
Rabia Karaoğlu Bartın Üniversitesi mütercim ve tercümanlık bölümü lisans öğrencisidir. Çeviri yapmayı, kitap okumayı ve yabancı dil öğrenmeyi seviyor. Bunların yanı sıra tarihe karşı bir ilgisi vardır.

Yazar Hakkında

Joshua J. Mark
Serbest yazar ve yarı zamanlı olarak New York Marist College'da Felsefe bölümü öğretim üyesi olarak çalışan Joshua J. Mark, Yunanistan, Almanya ve Mısır'da yaşadı. Tarih, edebiyat, yazı ve felsefe sahalarında lisans seviyesinde ders vermektedir.

Bu Çalışmayı Alıntıla

APA Style

Mark, J. J. (2020, Nisan 16). Vebanın Avrupa Üzerindeki Etkileri [Effects of the Black Death on Europe]. (R. Karaoğlu, Çevirmen). World History Encyclopedia. alınmıştır https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1543/vebann-avrupa-uzerindeki-etkileri/

Chicago Style

Mark, Joshua J.. "Vebanın Avrupa Üzerindeki Etkileri." Çeviren Rabia Karaoğlu. World History Encyclopedia. Son düzenleme Nisan 16, 2020. https://www.worldhistory.org/trans/tr/2-1543/vebann-avrupa-uzerindeki-etkileri/.

MLA Stili

Mark, Joshua J.. "Vebanın Avrupa Üzerindeki Etkileri." Çeviren Rabia Karaoğlu. World History Encyclopedia. World History Encyclopedia, 16 Nis 2020. Web. 27 Haz 2022.